Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz. Onun şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır... Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır. Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır. (Babayef, Nâzım Hikmet, ss. 140-141)
1) içinizde olmayan şiiri, başka hiçbir yerde bulamazsınız. [shelley] 2) biz şairler nefretten nefret ederiz ve savaşa karşı savaşırız. [ pablo neruda] SİTE İÇİ ARAMA

YOKSULLARIN ÖLÜMÜ
Ölüm, avutur da; -ne çare ki- yaşatır da;
Hayatın sonu, yine de tek ümit, tek güven;
Bizi bir iksir gibi kavrayan, sarhoş eden;
Karda kışta; boralar, tipiler arasında.
Akşamlara kadar didinmek gücünü veren;
Parıldayan tek ışık, kapkaranlık dünyada;
Dört kitabın yazıldığı o koskocaman handa
Mümkün artık doyup, dinleyip uyuyabilmen.
Sihirli parmaklarla, üstüne titreyerek,
Uykuların en güzelini getiren melek;
Yoksulun, çıplağın yatağını yapan eller.
Tılsımlı ambar; tanrıların şerefi şanı;
Yoksulun dağarcığı ve en eski vatanı;
Bilinmedik bölgelere açıklan tâk-ı zafer
CHARLES BAUDELAİRE
14/5/2008 | Kategori: Cagdas Fransiz Siirleri | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti

GÖZÜNÜ SEVDİĞİM
Dağ etekleri ağarmak üzere Tepeleri karanlık Analar çocuk doğurur Yiğit ola er ola Ölenleri kime küsmüş Batmaz bu gemi yağlı boya Gömü bulur kimi Nere konar bu kuyruksuz uçurtma Zehrinden içirirler Tadından yenmez dünyaOğuz TANSEL
9/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti

HÜZÜN
Gücüm, hayatım, nem varsa kaybettim;
Kaybettim, ah, dostlarımı, neş’ emi;
Kalmadı hatta kibrim, azametim;
Oydu vehmettiren dâhiliğimi.
“Hakikat budur” dedikleri zaman,
Karşımda sahiden bir dost zannettim.
Hakikati anlayıp duyduğum an;
Çoktandır galip gelmişti nefretim.
Ama işte hakikat ebedîdir;
Yaşarsa kimse ondan bîhaber,
Âlemde ömrünce gafil kişidir.
Tanrı soruyor, cevap vermek ister,
İyi ki ağlamışım arasıra;
Elimde kalan servet bu, dünyada
ALFRED DE MUSSET
7/5/2008 | Kategori: Cagdas Fransiz Siirleri | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti

Ben bir harp esiriydim
Bulutları seviyordum, hürriyeti seviyordum
İnsanları seviyordum, yaşamayı seviyordum
Bulutları gözlerimden boşalttılar bir gece.Yalan söylemeyen bir dünyada.
Ben de yalan söyleyemem.
Ve ben şeffaf, tertemiz
Pırıl pırıl bağırıyorum:
Yetişir oltaya yem
Dile küfür olduğumuz,
Yetişir bozuk para gibi savrulduğumuz.Gözlerim var, görüyorum:
Yarı çıplak, çırılçıplak
Ölülerle dolu toprak
Ölüler sarmaş dolaş
Ölüler sivil, asker, ihtiyar
Ölüler buram buram
Nefret kokuyorVe dilim var, söylüyorum:
Benim de altçenemi
Gözlerimi alacaklar belki de
Yaşamak ve hürriyet istedim diye
Ve belki de bir sabah
Gün doğmadan az önce
Heykelim dikilecek
Bir darağacına...
Cahit IRGAT
6/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti

KIŞ BİTTİ
"Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,"
Sürgünlerin uzmanlığını.
Bir vapur nasıl kalkar bir limandan.
Tren nasıl acı acı öter, öğrendim.
Yıllarca mektuplarla yaşadım.
Kaçak tütün,yasak yayın
Larla beslendim.
Unutmadım. Unutmadım.
En çok yelkenleri özledim
Bozkırın buzlu yalnızlığında.
Dağlar yoktu, dağlar yoktu,
Rüzgârlara yaslandım.
Çılgın mıydım, tutsak mıydım
Yüreğinde karanlığın?
Kan kurudu -
Ben gül oldum açıldım.
Cevat ÇAPAN
4/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (2) Yorum yaz! Kalici Baglanti

Koşmaya yeni başlamıştı adımlarım
Düştüm,
Bebeğim bir yana,
Gülüşlerim bir yana.
Anneme baktım,
Yoktu!
Başımda yabancı bir adam
Küçücük göğsümde kocaman elleri
Sakalları deldi geçti
pespembe tenimi.
Anne, anneeeeeeee. ...
Bir oyun sandım
Elleri kara kara 'öcü' amcalarmış
Bir emzik düğümünde
yarıldı bedenim
Altımı ıslattım sandım
Kan kaybında Boğuldu insanlık!
Bebektim
Çocuk olacaktım
Abla olacaktım
Altımdaki bez çıkmadan,
Kadın oldum bir buçuk yaşında...
ADAM OLDUMU o amca bedenimde ???
Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazken
Nasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!!
Ben kadın olmak istemedim
Ben dünyaya da gelmek
istememiştim ki!
Anneeeee... babaaaaa....
Işığı açın!
Uzanamıyorum
BU METİNLE TÜM DÜNYADA ÇOCUK PORNOSU MAĞDURLARI
İÇİN BİR MUM YAKILARAK
DOLAŞIP SİZE ULAŞTI.
HEDEF 1 MİLYON MUM.
BU RAKAMA ULAŞILDIĞINDA TÜM ÇOCUK PORNOSU
SUNAN SİTELER KAPATILACAK.
BU OLAGAN ÜSTÜ HAREKETE KATILMANIZ IÇIN ANNE
BABA OLMANIZ GEREKMIYOR.
GELECEKTE SAHIP OLACAGINIZ ÇOCUKLAR IÇINDE
LÜTFEN BIR MUM DA SIZ YAKIN.
4/5/2008 | Kategori: GENEL | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti

DENİZ MELTEMİ
Bütün hazları tattım, kitapları okudum,
Ah… Kandırmadı; kaçmak, kurtulmak istiyorum.
Bir başka köpükle gök arasındaki kuşlar
Orada kim bilir ne kadar sarhoşlar!
Deniz çekiyor, deniz, kim tutabilir beni;
Gözlerde aksi yanan o eski bahçeler mi?
Geceler! Mahzun ışığı mı yoksa lambanın,
Beyaz kâğıda vurur, korkar dokunamazsın;
Ne o; ne de çocuğuna meme veren taze;
Gideceğim, ey gemi, bilinmedik ellere.
Demir al, sallayarak direklerini. Sızlar
Yürek ümitle, ama sonra her şeyi anlar.
Belki de fırtınaları çağıran direkler,
Şu anda, rüzgârla gelecek ölümü bekler,
O zaman ne yelken, ne de ümit… Ama sen yine
Kalbim, gemicilerin şarkılarını dinle
STEPHANE MALLARME
3/5/2008 | Kategori: Cagdas Fransiz Siirleri | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul'da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...
Necip Fazıl Kısakürek
1/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti
Geçim parası için nice yaşlının eski İstanbul evlerinden getirdiği eşyalar üstüne kâr koyulup satılıyor antik acılar çarşısında
Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti
Bir kırlangıç bir su birikintisi bir parça gök.
Bir şiirden düşmüş olmalı bunlar.
Böyle diyordu yoldan geçen biri.
Delta ve Çocuk
İlhan BERK
1/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa
|1/22|Sonraki Sayfa>>
Herkes yalnız başına ölecektir, derler. Sanki yaşayışlar paylaşılabilirmiş,paylaşılırmış gibi... Bir piyesten mi hatırlıyorum ne:
" - Zaman geçer ve insan harcadığı zamanda yalnız kalır."(Tarık Buğra)
Video şiir bölümüyle şiir slaytlarını izleyebilirsiniz.Yorumlarınızı bekliyorum devami.>>>